"En"ler Diyarı Dubai

Arap Yarımadası’ndaki yedi tane emirlikten biri olan Dubai 2000’li yıllarda başlayan projeleri ile adını dünyaya duyuran ve şu anda bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir. Birleşik Arap Emirliğinin en büyük ikinci emirliği olmasına rağmen emirliklerin en lüks ve en modern olanıdır. Son 20 yıldır bu topraklardan petrol çıkarılmaya başlaması Dubai’nin yapısını değiştirmeye başlamıştır.(Kaynak. Internet) Ocak ayında ilk defa gittiğim Dubai beni gerçekten şaşırttı. Çölün ortasında para ve teknoloji birleşmiş suni bir cennet ortaya çıkmış. Aslında tam çölün ortasındasınız ama hiç mi hiç hissetmiyorsunuz. Aradığınız, aklınıza gelen her şey elinizin altında. Dubai tam anlamıyla bir “En”ler cenneti. İşte “En”lerden örnekler:
Dünyanın en büyük avizesi (Şeyh Zaid Cami’nde – 9 ton- 1.300.000 Svarowski taş)
Dünyanın büyük halısı Şeyh Zaid Cami’nde 5.627 metrekare/2 milyar 268 milyon ilmek
Dünyanın en yüksek helikopter pisti Burj Al Arab Otel’inde 210 metre yükseklikte
Dünyanın en büyük su sovu The Dubai Fountain 275 metrex150 metre 741.250 metrekare su perdesi Dünyanın en büyük 3. Camisi Şeyh Zaid Cami 40.000 kişilik

Dünyanın en büyük kapalı kayak pisti Ski Dubai 25.000 mkare kapalı alan / 400 metre pist
Dünyanın en büyük alışveriş merkezi Dubai Mall 1.200 mağaza / 128.000 kişi/gün
Dünyanın en lüks oteli Burj Al Arab

Dünyanın en büyük yatay binası The Meydan 1.700 metre
Dünyanın en büyük suni adası The Palm Dubai 100 milyon metre küp dolgu
Dünyanın en büyük ödüllü at yarışı Dubai World Cup 10 milyon $

Dünyanın en hızlı Roller Coaster pisti Ferrari World 240 km/saat 0-100 km 2sn.

Dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa 828 metre.

Son derece ihtişamlı, gösterişli, zengin bir yer Dubai. İnsanın başı dönüyor tam bir inşaat alanı şeklinde heryerde yeni bir gökdelen yükseliyor. Her biri bir öncekinden daha yüksek. Dubai ile ilgili bugünlük bu kadar. Devamı önümüzdeki günlerdeki postlarda.

İyi akşamlar.
Advertisements

March 4, 2012. tanıtım. Leave a comment.

The Upper Crust Pizzeria ‘Blogger Tadım Etkinliği"

Geçtiğimiz haftasonu Didem Hanım’ın güzel daveti ile Bebek’teki The Upper Crust Pizzeria’daki Pizza Tadım Etkinliğine katıldım. İstanbul’da sadece Bebek ve Çırağan’da şubesi olan firmayı Muzo Berberoğlu, Koray Berberoğlu ve Mert Yılmaz 2009 yılında kurmuşlar. Etkinlik süresince bizlerle olan firma ortakları sorularımıza sabırla yanıt verdiler. 2001 yılında Boston’da kurulan ve Boston’da son dört yılın ‘Best Of Boston’ ödülünü alan Upper Crust’ın lezzeti hızla Amerika’nın tüm eyaletlerine yayılmış ve en büyük müdavimleri arasına birçok ünlü Hollywood yıldızı girmiş. Bebek’teki mekan 2 katlı ve çok sevimli bir atmosfere sahip. Alt kat pizzasını hemen yiyip gidenler ya da paket servis için gelenler için ideal bir alan. Üst kat ise rahatça oturup, pizzanızı yiyebileceğiniz şekilde dizayn edilmiş ve özellikle öğrenciler düşünülmüş. Upper Crust’ın en büyük özelliği istediğiniz pizzadan dilim alabilmeniz. İtalya’ya gittiğimde herkesin eline bir dilim pizzayı alıp, sokaklarda yiyerek gittiğini görmüş ve bizde niye böyle bir sistem yok diye düşünmüştüm. İşte bu usulu Türkiye’de ilk defa burada gördüm. Dikkatimi çeken bir diğer özellik ise pizzaların büyüklüğü. 35 cm(L) ve 45 cm(XL) ebatlarında pizzalar mevcut. Menünüzü bir dilim pizza ve taze yeşillikler, otlarla yapılan salatalarla oluşturabiliyorsunuz hem de son derece makul fiyatlara.

Tadımlara öncelikle salatalarla başladık. Soframıza önce Bahçe Salatası,

Tavuklu Sezar Salata ve

Sarımsaklı ekmekler geldi. Ardından da çok beğendiğim

Ispanak Küpleri tarafımızdan anında tüketildiler.

İlk Pizzamız Rıfat’ın acılı pizzası (Kırmızı Pizza) oldu. Domates sosu, sucuk, dilim parmesan, acı zeytinyağı, pul biber, kekik ve taze fesleğenli bir pizzaydı.

İkinci pizzamız Bub’s BBQ Chicken oldu. Barbekü soslu tavuk, dilim soğan ve mozarella peynirli beyaz pizza. Barbekü sos ve tavuk birleşimi nedeniyle farklı bir tadı olan pizza ve değişiklik isteyenlere öneririm.

Üçüncü pizzamız oldukça lezzetli ve hafif bir pizza olan The Harvard Street oldu. Dilim domates, taze fesleğen, taze mozzarella ve taze sarımsaklı olan bu pizza vegeteryanların favorisi olabilir bence..

Pollogo Pesto tabanı pesto sosla kaplanmış, ızgara tavuk, gorgonzola peyniri, parmesan ve taze sarımsaklı bir pizza. Keskin pesto sosu pizzaya farklı bir tat vermiş ve ben bu tadı çok beğendim.

İşte en favorim pizzam Spinach Leaf. Taze ıspanak, ricotta ve taze sarımsaklı bir pizza. Bu pizzaya hamuru kepekli olduğu için Zayıflatan pizza deniyormuş. 880 kalori olan bu pizza çok hafif olduğu için benim en sevdiğim pizza oldu.

Tattığımız son pizzamız farklı iki pizzaydı. Pizzanın sol yarısı beyaz olan kısım Bebek Pizza, sağ taraf ise Çırağan Pizza. Bebek Pizza mozarella, soğan, dilim patates, biberiye, taze maydanoz ve taze sarımsaktan oluşuyor. Daha renkli görünen Çırağan Pizza ise sucuk, mantar, siyah zeytin ve mısırdan oluşan bir pizza. İki farklı pizzanın birarada olması da çok güzel bir fikir. Burada istediğiniz farklı pizzaları dilediğinizde sizin için biraya getirebiliyorlar.

Tattığımız pizzalar menüdeki pizzaların daha yarısı bile olmamasına rağmen fazlaca doyduğumuz için tadımı sonlandırıp, hatıra fotoğrafımızı çektirip oradan ayrıldık. Firma yetkililerine ve Didem Hanım’a ilgi ve alakaları için tekrar teşekkür ederim. İncecik hamurlu, farklı tatları birarada barındıran lezzetli pizzaların yapıldığı Upper Crust’ı denemenizi öneriririm.

Bebek Şubesi: Küçük Bebek cad. N.6 Bebek. 0212/ 265 02 66

February 26, 2012. etkinlik, tanıtım. Leave a comment.

Koska Sıcak Helva

Herkese iki haftalık bir aradan sonra merhaba. İş gezisi nedeniyle “En’lerin Ülkesi” Dubai’ye gittim ve pekçok ilginç bilgi ve fotoğrafla döndüm. Önümüzdeki günlerde dünyanın pekçok enlerini(dünyanın en uzun binası, dünyanın en büyük alışveriş merkezi gibi) biraraya toplayan bu ülkeden izlenimlerini sizlerle paylaşacağım. Ama bugün uzun süredir sırada bekleyen ve seyahatte olduğum için yayınlayamadığım gecikmiş bir postum var. Seyahatten bir gün önce kargodan sevimli bir paket aldım. Koska’nın Sıcak Bir Gelişme adı altında gönderdiği bu pakette kışın sofralarının en sevilen tatlarından Sıcak Helva vardı. Özellikle balıktan sonra yenilen sıcak helvayı Koska 10 dakika içinde hazırlanıp, sofraya getirebilecek hale sokmuş. Çok pratik bir kap içindeki helvanın üzerindeki folyosunu açıp önceden ısıtılmış fırında 150C’de 10 dak. tutuyor ve hemen sıcak sıcak servis ediyorsunuz. Hepsi bu kadar kolay ve lezzetli. Koska’nın bu yeni tadını denemenizi öneririm.
AFİYET OLSUN.

January 28, 2012. tanıtım. Leave a comment.

Uğurlu Konakları-Kastamonu

Herkese soğuk bir İstanbul’dan merhaba. Kasım ayında gerçekleştirdiğim Karadeniz turunda son uğradığım şehir Kastamonu’ydu. Kastamonu’ya ilk defa gittim ve daha o günlerdeki soğuğuna inanmadım. Korkunç bir ayaz vardı ve orada görüştüğümüz kişiler bu soğun daha birşey olmadığını , daha kışın orada başlamadığını söylediler. Şimdi İstanbul çok soğuk ve aklıma hep orada ki soğuk geliyor. Kastamonu’da işlerimizi bitirdikten sonra yemek için gittiğimiz Uğurlu Konaklarına hayran kaldım ve bugün size o Konağı tanıtmak istiyorum.Uğurlu Konakları kompleksi, toplam 1,5 dönüm bahçe içinde yer alan 2 adet geleneksel Kastamonu evinden oluşmaktadır. Yol cephesinde bulunan ve Uğurlu Konağı olarak bilinen konağın,1850 ile 1860 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Terzi Mehmetemin Ağa ilk sahibidir. Kendisi ve ailesi ile birlikte bu konakta tahminen 1930’lu yıllara kadar yaşamış, bu yıldan sonra konağı ailenin büyük kızı Hatice Hanım ve eşi Zühtü Bey’e devretmiştir. Hatice Hanım ve eşi Zühtü Bey, dört çocukları ile birlikte bu konakta yaşamlarına devam etmişlerdir. Zühtü Bey’in vefatından sonra (1956) Hatice hanım çocuklarını evlendirip, kızı, damadı, oğlu Sait Bey, gelini Seniha Hanım ve torunları ile birlikte vefatına kadar (1985) konakta yaşamıştır. Hatice Hanım’dan sonra Sait Bey ve eşi, dört çocuklarıyla birlikte 1992 yılına kadar konakta yaşamışlardır. Bu tarihten sonra hemen hemen terk edilen konak, bakımsızlıktan ve dış etkenlerden, oldukça harap duruma düşmüştür. Aile bireyleri 2003 yılında konağı, Kastamonu Kalkınma Vakfı’na ( KKV) satmışlardır. KKV, konağı turizm amaçlı değerlendirmeyi düşünmüş ve Gazi Üniversitesi Restorasyon kürsüsünde turizm amaçlı restorasyon projesi hazırlatmıştır. Ancak daha sonra mülkiyetinde bulunan diğer bazı konaklarla birlikte satmaya karar vermiş ve satılığa çıkarılan konak, 2005 yılında İstanbul’lu turizmci ve sanat tarihçisi Gülsen Kırbaş tarafından satın alınmıştır.

(Konağın eski halini, bakımsız dönemlerini, inşaatın aşamalarını adım adım duvardaki fotoğraflardan takip edebilirsiniz. Ayrıca Konakları Kastamonu’ya ve bizlere kazandıran Gülsen Kırbaş’ın fotoğrafı ve kısa özgeçmişi de duvardaki panoda bulunuyor)

Bundan sonrası uzun sürecek bir onarım ve yeniden işlevlendirme öyküsüdür. Arka parselde bulunan daha yeni tarihli (20. yüzyıl geleneksel Kastamonu evi) ahşap ev de, öndeki Uğurlu Konağı’yla birlikte projelendirilmiş, her iki yapının restorasyonu, 2006 yılı yazında başlamıştır. 2009 yazında biten restorasyon sonucunda, butik otel olarak işlevlendirilen yapılar, titiz bir çalışmayla, özgün yapısına olabildiğince sadık kalmaya özen gösterilerek restore edilmiştir. Restorasyonda, özgün malzeme, ya da ona en yakın malzeme kullanılmış, yerel ustalar, yerel tekniklerle çalışmıştır. Tescilli tarihi eser olan Uğurlu Konağı, özgün yapıya uygun olarak hazırlanan restorasyon projesine sadık kalınarak onarılmış, özgün mekan düzeni, odalar, sofalar ve tüm mimari detaylar titizlikle korunmuştur. Yeni verilen otel işlevine uyarlamak amacıyla, sadece odalara sıhhi mekanlar eklenmiş, ya da mevcut hela ve hamamlar, gusulhane ve yüklük dolapları bu işleve uyarlanmıştır. Uygulamadaki bir ahşap işçiliği, Kastamonu’da bu konuda örnek oluşturacak kalite ve titizliktedir.

(Konağın restorant bölümünde detaylar, eşyalar ve eşyaların sergilenmesi son derece zevkli ve güzel yapılmış.)

Turizm sektörüne, 25 yıl önce İngilizce ve Almanca rehber olarak başlayan Gülsen Kırbaş, Türkiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini dünyaya tanıtmak için Novitas Turizm ve Seyahat Acentası’nı kurmuş. 2002 yılında TÜRSAB tarafından Kastamonu’ya yapılan info gezisine katılan Gülsen Kırbaş, Kastamonu’daki tarihi konaklara hayran kalarak, bu konakları alarak otel işletmeciliğine başlama kararı almış. Gülsen Kırbaş tarafından alınıp, tekrar hayat kazandırılan konakların tefrişinde de, geleneksel Kastamonu evinin dekorasyonu örnek alınmış, bu tarz, modern konaklama gereksinimleriyle uyum içinde yorumlanmıştır. Geniş sofalar, geleneksel Kastamonu evi sedirleriyle döşenmiş, doğal malzemeden yapılma tekstil ve el halıları kullanılmış, konakların tüm mekanları, Kastamonu’dan ve yakın çevresinden devşirilmiş özgün dekoratif malzemelerle süslenmiş ve dekore edilmiştir.

(Sıcacık bir ortama sahip olan ve çok güzel Türk musikisinin eserlerinin çalındığı restorantta 1963 yılına ait bir gazete insanı alıp, o yıla ve olaylarına götürüyor.Henüz dünyada olmadığımız bir yıla ait bu gazetedeki haberler bizi uzun süre meşgul etti.) Bitişik üç parselin birleştirilmesiyle oluşan geniş ve ferah bahçe mekanları, yaşı 50-60 yılı aşkın meyve ağaçlarının korunması ve çim ve çiçeklerle bezenmesinin ardından, misafirlerin huzur bulacağı, özellikle bahar ve yaz aylarında eşsiz bir keyif ortamı oluşturan bir cennet bahçesine dönüşmüştür. Mevsimine göre, bahçedeki ağaçlardan beyaz dut, kara dut, erik, vişne, armut ve ceviz yemek mümkündür. (Bilgilerin bir kısmı internetten alınmıştır)

Çok soğuk bir havada gittiğimiz konakta ilk ikram tazecik pideler eşliğinde sunulan sıcacık bir Tarhana çorbası oldu.

Ardından Kastamonu’nun kendine has Etli Ekmeği geldi. Etli Ekmek oldukça büyük ve harikaydı

Yanında yoğurduyla birlikte sunulan etli yaprak sarması sofraya gelir gelmez bitiverdi.

Ve işte beklenen an sonunda meşhur Kastamonu Tirit’i sofrada. Herşeyi ile mükemmel olan ve İstanbul’da yediklerimle hiç ilgisi olmayanTirit’e bayıldım. Bir kez daha herşeyi kendi yerinde yöresinde yemenin en doğrusu olduğunu anladım.

Bu güzel yemeği revani tatlısı ve çok şık sunumla gelen Türk kahvesi ile sonlandırdık.

Konağın tarihi özelliği, dekorasyonu, işletenlerin misafirperverliği ve yemeklerinin lezzetiyle Kastamonu’ya yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin diyeceğim bir yer Uğurlu Konakları. Mutlaka uğrayın ve bu güzel yemeklerden tadın, tarihi atmosferi koklayın.
Uğurlu Konakları
Hisarardı mah. Şeyh Şaban-ı Veli cad. No: 47-51
Kastamonu
Telefon : (366) 212 82 02-04
Faks : (366) 212 18 33
E-Mail : info@kastamonukonaklari.com

January 12, 2012. tanıtım. Leave a comment.

Karadeniz’den Tatlar

Herkese güzel bir hafta dilerim. Geçtiğimiz hafta iş nedeni ile Karadeniz’e bir yolculuk yaptım. Bu kısa süreli gezide denediğim lezzetler ile ilk defa tanıştığım bazı tatları sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk durağım olan Artvin’de sabah kahvaltısında ilk defa meşhur Kuymak’ı denedim. Peynir ve mısır unu çok az su ve tereyağı ile beğendi kıvamına gelene dek tavada karıştırılarak pişiriliyor.Kuymak kustuğunda yani yağını saldığında piştiği anlaşılıyor. Her öğünde yenilebilen kuymak özellikle sabah kahvaltılarında nefis bir tat oluyor.

Artvin’de sabah kahvaltısında meşhur Artvin balının yanında çeşit çeşit Artvin’in kokulu peynirlerini mutlaka tadınız.

Artvin’den son lezzet nefis Silor. İnce boru şeklinde kıvrılarak 4-5 cm eninde kesilen yufkalar fırında kavrularak kurutuluyor. 1 yıl boyunca saklanabilen bu yufkalar bir kaba alınıyor üzerine kaynar su gezdirildikten sonra bir kat yoğurt dökülüyor ve üzerine tereyağı gezdirilip sofraya getiriliyor. Harika sıcacık pide ve Karadeniz çayı ile anında mideye indiriliyor.

İkinci durağım Trabzon’da Hamsiköy’ün meşhur sütlacını denedim ve bu sütlacın üzerine sütlaç olmadığını anladım. Bir porsiyonu sade, bir porsiyonu fındıklı yemenizi öneriririm.

Çorum’a giderseniz sevdiklerinize mutlaka beyaz leblebi, sarı leblebi, ballı susamlı fıstık ve çikolatalı leblebi getirmeyi unutmayınız. Çorum’da özellikle beyaz leblebiye hayran kaldım bizim İstanbul’da yediğimiz beyaz leblebiyle hiç alakası yok bu leblebi daha tuzsuz daha yumuşak ve tabi ki çok daha lezzetli.
Ordu’da akşam yemeğinde yediğim Fasulye turşu kavurması ve

fasulye diblesi nefisti.

Gümüşhane ‘de tattığım cevizli pestil (Taze dut, toz şeker, bal, süt, un, ceviziçi, ) cevizli köme (Taze dut, toz şeker, bal, süt, un, ceviziçi ) ve yöre ballısı (cevizli dut pestilinin, bal ile rulo şeklinde sarılmasından oluşuyor) soğuk havada bana enerji ve mutluluk verdi.
Gümüşhane’nin tamamen doğal olarak hazırlanan bu özel tatlarını mutlaka denemenizi öneririm

Gümüşhane’de “pestil herle”sini ilk defa tattım. Aşure ile zerde arası bir tadı olan bu tatlı hem çok lezzetli hem de çok hafif. Dut pekmezinden yapılan ve sıcak olarak tüketilen herle dut pestili şırası kaynatılarak içine bal, süt, un ve su ilave edilip yarı akışkan bir halde hazırlanıyor ve üzerine dövülmüş fındık serpilip ikram ediliyor. Bu harika ve sağlıklı tatlıyı hava çok soğuk olduğundan hemen yedim ve fotoğrafını çekemedim.(Bu fotoğrafı Gümüşhane.gen.tr’den aldım)

Son olarak Kastamonu’ya uğradım ve Kastamonu’nun meşhur Çekme Helvası ile tanıştım. Bu güzel helvanın bir de hikayesi varmış. Çok eski tarihlerde Kastamonu’da yaşayan bir Bey’in, güzel bir kızı varmış. Kızını çok seven bu Bey kızına en uygun damadı seçmek için damat adaylarını bir imtihana tabi tutmaya karar vermiş. Evin kahyası Bey’e bu imtihanla ilgili güzel bir fikir vermiş. “Damat adayları öyle bir tatlı yapsınlar ki bu tatlı Bey’in kızının saç telinden ince olsun. Sen de kızını o kişiye ver ” demiş. Bu fikir Bey’in çok hoşuna gitmiş. Kastamonu ’nun dört bir yanına haberler salınmış. Haberi duyan bütün Kastamonu delikanlıları, tatlılarını yapıp Bey’e getirmişler. Bey tatlıları beğenmemiş. Abdulsamet isminde bir genç varmış. O da kızı alabilmek için başlamış annesiyle helva yapmaya. Bey ‘in kızının aşkıyla başlar yoğurmaya, yoğurdukça, aşk ateşi tel tel yapar helvayı ve meşhur Kastamonu Çekme Helvası ortaya çıkar. Bey çekme helvayı çok beğenir. Kızının saçları kadar ince, bir o kadar da lezzetlidir. (Kastamonu’daki lezzetler bu kadar değil ama onları ayrıca başka bir postta yayınlayacağım. )
Ülkemizin her yerinde ayrı bir tat ayrı bir lezzet var bunların çoğunu ne yazık ki bilmiyoruz umarım tüm bu güzel tatlar hakettikleri bilinirliğe ulaşırlar.

AFİYET OLSUN.

December 5, 2011. tanıtım, yöresel tatlar. Leave a comment.

Kahve Dünyası “Darüşşafaka Bardağı” projesine emek veren Darüşşafakalı öğrencilere teşekkür sertifikası verdi

HAYALLERİNİ KAHVE BARDAKLARINA ÇİZDİLER
KAHVE DÜNYASI’NDAN ÖDÜL ALDILAR
Kahve Dünyası, “Darüşşafaka Bardağı” sosyal sorumluluk projesine çizgileriyle hayat veren Darüşşafakalı öğrencilerle Kahve Dünyası İstinye mağazasında bir araya geldi. Kahve Dünyası müşterileri tarafından büyük ilgi gören proje için emek veren minik tasarımcılara birer teşekkür sertifikası verildi.Kahve Dünyası’nın Darüşşafakalı öğrencilerle yaptığı “Darüşşafaka Bardağı” sosyal sorumluluk projesinin ulaştığı başarıyı kutlamak için, 8 Ekim’de Kahve Dünyası İstinye mağazasında bir sertifika töreni düzenlendi. Tören için Darüşşafakalı öğrencilerle birlikte, Darüşşafaka okulları öğretmenleri ve Kahve Dünyası yetkilileri bir araya geldi.
Birlikte yapılan kahvaltının ardından Darüşşafakalı öğrencilere sertifikalarını sunan Marka ve Kurumsal İletişim Yöneticisi Eda Terçin, Kahve Dünyası olarak böyle bir proje gerçekleştirmiş olmaktan gurur duyduklarını, Darüşşafaka öğrencilerinin emekleriyle üretilen bardakların, mağazaları ve kahveseverler için ayrı bir renk olduğunu söyledi. Hayal gücü ve yeteneklerini yansıttıkları projenin gördüğü ilgiden dolayı çok mutlu olan minik tasarımcılar, hayatlarının ilk ödülünün almanın heyecanını yaşadılar. “Darüşşafaka Bardakları”nı renklendiren küçük tasarımcıların kimisi iç mimar, kimisi endüstriyel tasarımcı veya grafiker olmak istiyor. Aralarında, Picasso’dan etkilenen de, çizim yaparken Iron Maiden, Linkin Park gibi metal gruplarının müziklerinden ilham alanlar da var.
“Darüşşafaka Bardağı” projesi Kahve Dünyası’nın Darüşşafaka öğrencilerle el ele vermesiyle gerçekleşti. Öğrenciler, endüstriyel tasarımcı Yeşim Bakırküre ile birlikte workshop çalışmalarına katılarak birbirinden özgün ve yaratıcı tasarımlar hazırladılar. “Darüşşafaka Bardakları” yaklaşık bir yıldır Kahve Dünyası mağazalarında duyarlı kahveseverlerin ilgisine sunuluyor. Şimdiye kadar 6 binden fazla “Darüşşafaka Bardağı” satıldı. 15 TL fiyatla satılan bardaklardan elde edilen gelir Darüşşafakalı öğrencilerin eğitime bağışlanıyor.

October 17, 2011. tanıtım. Leave a comment.

Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali

Anadolu Mutfağı Sınırları Kaldırıyor!
8000 Yıllık Lezzet Hazinesi Berlin’e Gidiyor!..
1. GELENEKSEL TÜRK MUTFAĞI LEZZETLER FESTİVALİ
BERLİN’DE DÜZENLENİYOR! 3-7 KASIM 2011, KU’DAMM MEYDANI
8000 yılın lezzet hazinesi sofralara geri dönüyor. Anadolu, Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar ve Akdeniz coğrafyası 8000 yılda sayısız kavime kucak açtı. Onları yaşattı, besledi, kültürlerine beşik oldu. Gelip göçen, yerleşen, varlığını sürdüren ya da tarihin sayfaları arasına karışan kavimlerin mutfak kültürleri bu toprakların potasında birbirine karıştı, eridi, dönüştü… Renkler, kokular ve tatlar etkileşime girdi, kaynaştı, iç içe geçti. Bu sonsuz lezzet hazinesi şimdi Berlin’de…

“Anadolu’nun 8000 yıllık mutfak kültürünü tanıtmak, yıllar içinde unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerini dünya yemek literatürüne kazandırmak” misyonuyla Anadolu Halk Mutfağı Derneği ve Berlin Kültür Müşavirliği tarafından projelendirilen Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali’nin ilki, 3-7 Kasım 2011 tarihleri arasında Almanya’nın kültür başkenti Berlin’de düzenlenecek.

Anadolu’nun lezzet haritasını 30 yıldan bu yana araştıran, lezzet ustası Adnan Şahin’in başkanlığındaki Anadolu Halk Mutfağı Derneği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile gerçekleştirdiği işbirliği sayesinde sürdürülebilir bir proje olarak; Avrupa’nın çeşitli kentlerinde de Anadolu halk mutfağını tanıtmayı hedefliyor. Anadolu Halk Mutfağı Derneği ve Berlin Kültür Müşavirliğince tasarlanan festivale ayrıca T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu, T.C. Dışişleri Bakanlığı da destek veriyor.
Berlin’in en işlek meydanlarından biri olan Ku’damm Meydanı’nda 2.000 metrekarelik alanda beş gün sürecek olan 1. Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali; ülkemize her yıl yaklaşık 4,5 milyon ziyaretçi gönderen Almanların; yerel Anadolu yemeklerini tatmalarını sağlayarak Anadolu mutfak kültürümüzün bilinirliğini artırmayı ve Türkiye’de gurme turizminin gelişmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Festival kapsamında Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden yola çıkarak kurulacak 7 stant yer alıyor. Her birinde farklı tatların sunulduğu stantlarda; Anadolu halk mutfağının önde gelen çorbaları, salataları, mezeleri, sıcak başlangıçları, ana yemekleri, pilav ve tatlıları Berlinliler ile buluşacak… Festival Anadolu lezzetlerini 3-7 Kasım tarihleri arasında hergün saat 11.00 ile 21:30 arasında Ku’damm Meydanı’nda buluşturacak.2011 yılında “Sofrasında Anadolu” temasıyla düzenlenen 1. Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali kapsamında yer alan; geleneksel mutfak şovları, macuncudan şerbetçiye sokak satıcıları, el zanaatlarının ilginç örnekleri, geçmişten bugüne “Anadolu Mutfak Avadanlık” Sergisi gibi etkinlikler, lezzetin yanı sıra kültürel değerlerimizle de Anadolu’yu Berlin’de sınırlar ötesine taşıyacak…
Sürdürülebilir bir proje olarak tasarlanan ve gelecek yıllarda diğer Avrupa kentlerinde de gerçekleştirilmesi planlanan proje; Avrupa lansmanında “1.Turkey Food- Experience 2011- Anatolia a la carte” ismi ile Berlinliler ile buluşacak… Alman şeflerin, gastronomi uzmanlarının, medyasının, lezzetsever Berlinlilerin, Almanya’da yaşayan Türklerin ve o dönem Berlin’de olacak turistlerin ziyaret etmesi beklenen Festivalin; Kültür ve Turizm Bakanlığı Berlin Kültür Müşavirliği’nce tanıtım ve reklam kampanyasıyla da desteklenerek en fazla kişiye ulaşması sağlanacak. Ülke tanıtımında kültürel değerleri ve ögeleri de ön plana çıkaran etkinliklere destek vererek pazarlama faaliyetlerinin içersine alan Kültür ve Turizm Bakanlığı bu tarz etkinliklerle deniz-güneş-kum gibi doğal harikalarının yanında kültürel zenginliğini de gözler önüne seriyor. Festivalin Almanya’daki lansmanı için ise Berlin Kültür Müşavirliğince 17 Ekim 2011 günü Berlin’de Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı Adnan Şahin’in sunumu ile Festival lezzetlerini Alman gurmet medyası ile ilk kez bir araya getirecek “tadımlı” bir basın toplantısı düzenlenecek.

October 17, 2011. tanıtım. Leave a comment.

Kahve Dünyası Dondurma Festivali

Kahve Dünyası’nın yepyeni dondurma koleksiyonunu kutlamak için yapılan “Kahve Dünyası Dondurma Festivali” şehir şehir dolaştı. Mayıs ayında başlanan turne kapsamında; Bursa, Bodrum, İzmir ve Denizli sokaklarını şenlik yerine çeviren “Dondurma Festivali” büyük ilgi gördü.Taze, günlük ve katkısız dondurma koleksiyonunu tanıtmak için rengârenk bir festival düzenleyen Kahve Dünyası, mağazalarının bulunduğu şehirlerin sokaklarını adeta şenlik yerine çevirdi. Yaz günlerinin enerjisini ve dondurmanın ferahlatıcı lezzetini yansıtan “Kahve Dünyası Dondurma Festivali”, ziyaret ettiği şehirlerde insanları hem eğlendirdi hem de yepyeni lezzetlerle tanıştırdı. Peki “Kahve Dünyası Dondurma Festivali” nereleri dolaştı ve neler yaşandı?

Mayıs ve haziran aylarında farklı şehirlerde yapılan “Kahve Dünyası Dondurma Festivali” ilk olarak Bursa’daydı. 7 Mayıs Cumartesi günü Anatolium AVM’de, 8 Mayıs Pazar günü ise Zafer Plaza ve Korupark AVM’deki Kahve Dünyası mağazalarında yapılan “Dondurma Festivali”nde jonglörlere ve poi şovu yapan gösteri ekibine eğlenceli şarkılar çalan kalabalık bir bando eşlik etti. Bursa’da iki gün boyunca ikramlar yapıldı. Ayrıca ikramların yanı sıra festivale özel yapılan indirimler de Bursalıları sevindirdi.

Kahve Dünyası “Dondurma Festivali” Bursa’nın ardından Bodrum’un yolunu tuttu. Festival tüm neşesiyle 21 Mayıs’ta Bodrum Turgutreis’teydi. Kahve Dünyası, Bodrum’da yaz sezonu açılırken Turgutreis sokaklarına eğlence getirdi. 10 kişilik bir bando ekibi, jonglörleri ve maskotlarıyla Kahve Dünyası mağazası önünden hareket eden “Dondurma Festivali”; sokakları, meydanları, pazar yerlerini dolaşarak Turgutreis’in hafta sonuna renk kattı.

Kahve Dünyası Dondurma Festivali” 3, 4 ve 5 Haziran’ı oldukça yoğun geçirdi ve iki şehrimizi birden ziyaret etti. Öncelikle İzmir’e giden festival ekibi, 3 Haziran’da Alsancak Kahve Dünyası mağazası ve Alsancak bölgesinde, 4 Haziran’da ise Agora AVM Kahve Dünyası mağazasında ve çevresindeydi.Festivale İzmirliler büyük ilgi gösterirken, Kahve Dünyası da bu dünya güzeli şehirde karşılaştığı herkese bol bol ikram yaptı.

Dondurma Festivali ertesi gün Denizli’deydi. Çamlık ve Teraspark Outlet AVM’den yola çıkan festival, yakın çevredeki sokakları ve parkları dolaştı. Denizlililer, hoş bir sürpriz gibi karşılarına çıkan; bandonun, tahta bacakların, poi’cilerin ve jonglörlerin eğlenceli gösterisini keyifle izledi. Kahve Dünyası gün boyunca, en lezzetli ürünlerinin bol bol ikramını yaptı.
“Kahve Dünyası Dondurma Festivali” turnesine devam edecek.
Bu yaz Kahve Dünyası’nın dondurma yazı olacak.

June 25, 2011. tanıtım. Leave a comment.

Kahve Dünyası’ndan Günlük, Taze, Katkısız Dondurmalar…

Geçtiğimiz haftasonu sevgili İpek Hanım’ın daveti üzerine Kahve Dünyası Dondurma Kolleksiyonu Tanıtım Toplantısı’na katıldım. Kalamış’taki Kahve Dünyasında gerçekleşen etkinliğe çok kısa bir süre katılabilmeme rağmen bu yazı “Kahve Dünyası’nın dondurma yazı” yapmak için Kahve Dünyası’nın hazırlamış olduğu yepyeni dondurma koleksiyonunu tadıp, konuya ilişkin bilgileri edinme imkanı buldum.

Kahve Dünyasının güzel lezzetleri ile yaptığımız kahvaltının ardından İpek Hanım’ın Hoşgeldiniz Konuşması ile etkinliğe geçildi.

Kahve Dünyası Marka ve Kurumsal İletişim Yöneticisi Eda Terçin Dondurma hakkındaki genel bilgileri verdikten sonra bizlere Kahve Dünyasının yeni Dondurma Kolleksiyonunu tanıttı.Kahve Dünyası 2011 yazına yepyeni dondurma koleksiyonuyla giriyor. Dondurmalarını %100 doğal sahlepten, sorbelerini ise gerçek meyveden üreten Kahve Dünyası’nın dondurma koleksiyonunda 8 çeşit dondurma, 3 çeşit sorbe bulunuyor.Koleksiyonun yıldızı ise elbette Kahve Dünyası klasiği KUPAKUPlar…

Dondurmalar; kaymaklı, vanilyalı, bitter çikolatalı, sütlü çikolatalı, karamelli, damla sakızlı, Türk kahveli ve fıstıklı seçeneklerinden oluşuyor. Sorbeler ise çilekli, frambuazlı ve limonlu. Günlük olarak üretilen dondurmaların yapım aşamasında hiçbir katkı maddesi kullanılmıyor. Sorbeler de gerçek meyveden üretiliyor.
Karamelli, Kaymaklı

Kahve Dünyası’nda dondurmanızı ister külahta, ister kornet tabakta, isterseniz de çikokap içinde alabilirsiniz. Bir de Kahve Dünyası klasiği KUPAKUPlar var. KUPAKUPlar da bu yaz için yenilendi.

Meyveli, çikolatalı, karamelli ve kahveli olmak üzere toplam 4 çeşit KUPAKUP, lezzetli soslarla süslendi. Menüdeki seçenekler dışında istediğiniz dondurma çeşidini kullanarak kendi KUPAKUP’unuzu da yaratabilirsiniz.

Karamelli Kupakup

Kahve Dünyası’nın bu enfes dondurmalarını özel soğuk muhafaza paketleri içinde evinize de götürebilirsiniz. Hatta yine Kahve Dünyası’ndan alabileceğiniz soslarla dondurmanızı süsleyerek daha keyifli bir hale getirebilirsiniz. Üstelik bu lezzetleri doya doya yemeniz bir de kampanya var: 1 kilo dondurma alana 1/2 kilo dondurma da Kahve Dünyası’nın hediyesi!

Geçen yılın gözdesi yoğurtlu dondurma bu yaz dondurma sevenler için yenilendi. Yoğurtlu dondurmanızı farklı lezzetlerdeki sos ve süsleme çeşitlerinden seçerek damak tadınıza en uygun haline getirebiliyorsunuz.Yoğurtlu dondurma; yoğurt tadında, dondurma soğukluğunda bir ürün. Yoğurtlu dondurmanın, düşük kalorili olması ve probiyotik özelliği nedeniyle vücudumuz için oldukça faydalı olduğunu da belirtelim.
Bunaltıcı yaz sıcakları Kahve Dünyası dondurmalarıyla bu yıl çok rahat geçecek. Kahve Dünyası dondurmaları hem serinletecek hem de eşsiz lezzetleriyle mutluluk verecek. Canınız dondurma istediğinde mutlaka Kahve Dünyası’na uğrayın.

June 25, 2011. etkinlik, tanıtım. Leave a comment.

Mövenpick Dondurma Günleri


Geçtiğimiz günlerde Kuruçeşme Aşşk Cafe’de “Mövenpick Dondurmaları”nın bir etkinliğine katıldım. Çok güzel bir akşam da yemek blog yazarlarının birarada olduğu eğlenceli saatler geçirdim.


Dondurmanın yemeklerle kombinasyonu ve uyumunu anlatan menümüzü sırayla tadarken aynı zamanda 03- 12 Haziran günleri arasında gerçekleşecek olan Mövenpick Dondurma Günleri hakkında bilgiler aldık.


Bizleri gerek Dondurma günleri hakkında, gerekse yaptığı çalışmalar hakkında bilgilendiren Eyüp Kemal Sevinç ‘in bizlerle olması geceye ayrı bir değer kattı.

İlk kez gerçekleşecek olan Mövenpick Dondurma Günleri birbirinden farklı dondurmalı lezzetler, çeşitli aktiviteler ve sürprizlerle 3 Haziran’da başladı. 12 Haziran’a kadar devam edecek olan ve İstanbul’da Bağdat Caddesi, Ulus, Nişantaşı, İstiklal Caddesi, Cihangir, Pera, Palladium ve Akmerkez Alışveriş Merkezleri, Bebek ve sahil şeridindeki restoran, café ve bar gibi seçkin lezzet noktalarının dahil olacağı Dondurma Günlerinde İsviçreli gurme dondurma ustası Mövenpick’in özel olarak hazırladığı tariflerini ve dondurmalı menülerini Aşşk Café, Bebek Otel, Bistro 33, Celine’s Café & Grill, Cookshop, Dinette, Taksim Faros Restaurant, Grissini, Hardal, Hayal Kahvesi, İst Cafe, Junction Pera, Kırıntı, La Sirene, Mirror, Mövenpick Otel, Pasta Presto, Rose Marine Cihangir, S Café, TXM People’s Café & Brasserie, Zanzibar ve Palladium AVM’de yer alan Mövenpick Kiosk’un da aralarında bulunduğu pek çok restoran, café ve barın menülerinde sunacak. Ayrıca etkinlikler kapsamında Palladium AVM’de yer alan Mövenpick Kiosk’ta düzenlenecek olan Kör Tadım aktivitesinde kendilerine sunulan farklı Mövenpick dondurma ve sorbe tatlarının tümünü doğru bilen katılımcıları sürpriz hediyeler bekliyor olacak. Ayrıca Delicatessen ve EKS Mutfak Akademisi‘nde Mövenpick dondurmaları yeni lezzetlerle tanışmak isteyen gastronomi tutkunlarını ve güzel vakit geçirmek isteyen amatör katılımcıları hedefleyen yemek atölyeleri düzenlenecek.
Bu aktiviteleri kaçırmayın ve 12 Haziran’a kadar bu güzel tatlardan deneyin derim.

June 5, 2011. etkinlik, tanıtım. Leave a comment.

Next Page »