Tarhana Çorbası

Herkese merhaba. Tarhana çorbasını sanırım sevmeyen yoktur bizde de çorbaların atası olan Tarhana en sevilen çorbalarındandır.
“Tarhana çorbası, sabah kahvaltıları dahil her öğün yenebilir. Kökeni Orta Asyadan gelen Türklere dayandığı söylense de tarhana kelimesi Farsçadır. Her türlü yiyeceği kurutarak saklamaya çalışmışlar ve yoğurdun saklanması için de Tarhana çorbasını bulmuşlardır. Önemli bölümü yoğurttan oluşan Tarhana çorbası besleyici olduğu kadar kuru toz şeklinde olduğu için uzun süre saklanabilir. Türkiye’de Tarhana çorbasının birçok türünü bulabilirsiniz.Türkiye’de, Uşak, Denizli, Kahramanmaraş şehirlerinde ve Beypazarı’nda ünlüdür. ” (Kaynak:Vikipedi)
Tarhana’nın ismiyle ilgili ilginç bir hikaye vardır. Vaktiyle bir hükümdar seferlerinden birini yaparken, bir fakirin evine misafir olmuş. Sıkıntı içinde ne ikram edeceğini şaşıran köylü kadın çabucak bir çorba kaynatıvermiş. Hükümdar kendisine ikram edilen çorbayı çok beğenip, ev sahiplerine övgüde bulunarak, ‘bu ne çorbası?’ diye sormuş. Çorbayı hazırlayan kadın ‘dar hane çorbasıdır, kusura bakmayın. Afiyetle yiyin’ demiş. ‘Darda olan ev’ anlamına gelen dar hane, zamanla tarhana diye anılmış.”
Ülkemizin pekçok yerinde farklı şekillerde yapılan Tarhanın en meşhur olduğu şehirlerden biri olan Uşak’tan “Yeldanlızade Tarhana Baba” tarhanası gelince hemen pişiriverdim ve bunu sizlerle paylaşayım istedim. Uşak’ta bir tanıdığınız varsa ondan isteyin ya da yolunuz Uşak’a düşerse mutlaka” Tarhana Baba” yı alıp deneyiniz. Afiyet olsun.
Malzemeler:
3 yemek kaşığı tarhana
1 lt(5 su bardağı) su (et, tavuksuyu olabilir)
yarım yemek kaşığı salça
zeytinyağı
tuz
Hazırlanışı: (kutunun üzerindeki tariftir)
1 lt(5 su bardağı)suya 3 çorba kaşığı tarhana konulur, karıştırılır ve bir kenara bırakılır. Bir tencereye yarım çorba kaşığı salça, az miktarda zeytinyağı ve tuz konularak hafif ateşte karıştırılarak yağın kızması beklenir. Bu karışıma suyun içinde bekletilen tarhana ve suyu dökülür. Hafif ateşte karıştırılarak pişirilir. Kaynamaya başlayınca karıştırma bırakılır ve 5-10 dak. daha kısık ateşte pişirilir ve altı kapatılır. Sıcak olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

December 21, 2011. Çorba, kış sıcaklığı, sağlıklı lezzetler, Türk mutfağı, yöresel tatlar. Leave a comment.

Kağıtta Pastırma, Mantı, Necmiye Hanım Tatlısı-Kayseri

Herkese güzel bir Pazar günü dilerim. Bugün sizlere geçtiğimiz günlerde gittiğim Kayseri’de tattığım ve oradan getirdiğim lezzetlerden kısa bilgiler vermek istiyorum. Kayseri’de tüm yöresel tatları yemek için size “Kaşık-la”yı öneririm. Kayseri’nin varlıklı bir ailesinde dünyaya gelen Necmiye Hanımı babası okutmamış, kocası çalışmasına izin vermemiş. Üç çocuk annesi Necmiye Özderici Postaağası, Kayseri’de eşinin araba galerisinde “araba alana bir tabak mantı” ikramı ile iş yaşamına adım atmış. Kayseri’nin meşhur “Kaşık-la” adlı lokanta zincirini kurmuş ve ürettiği mantılarla büyük hipermarket raflarında yerini almış. Ardından da ismini taşıyan “Necmiye Hanım Tatlısı” ile dünyaya açılmış. (kaynak:webeleman.com)
Hikayesi çok ilginç ve tüm bayanlara örnek olan Kaşık-la’da mutlaka Kağıtta Pastırma, Mantı, sarma ve en son olarak patenti Necmiye Hanım’a ait olan özel tatlı Necmiye Hanım Tatlısından yemeden çıkmayın derim. Orada yediğim Kağıtta Pastırmayı eve dönünce Kayseri’den getirdiğim pastırma ile denedim ve sonuç harika oldu.
Kağıtta Pastırma
Malzeme:
12 adet pastırma
1 domates
1 tatlı kaşığı tereyağı
Hazırlanışı:
Pastırmalar yağlı kağıdın ortasına dizilir. Üzerine dilimlenmiş domates ve tereyağı konulur.(İstenirse yeşil biber, kıyılmış maydanoz ve dilimlenmiş limon da konulabilir ben kullanmadım)
Yağlı kağıt kenarları kıvrılarak kapatılır, üzerinde bıçak ucu ile bir iki delik açılır ve fırına konulur. Üzerine hafifçe su serpilir ve önceden ısıtılmış fırında 180 ‘C de 10-15 dak. pişirilir. Pişince fırından alınır, kağıt açılır ve sıcak olarak servis yapılır.
Kayseri’de meşhur bir laf var. Bir kaşığa 40 mantı sığmazsa o mantı makbul değildir. Gerçekten mantıların minikliğine inanamıyorsunuz o minik mantıları görünce bunlar mantıysa bizim İstanbul’da mantı diye yediklerimiz ne acaba diye düşündüm. Kayseri’de mantı biraz farklı servis ediliyor. Mantı domates sosu suyuna karıştırılmış olarak masaya geliyor. Yoğurt ve sarımsaklı sos ayrı getirilip isteğe göre mantıya ekleniyor. Yukarıdaki fotoğraf benim evde hazırladığım gerçek Kayseri Mantısı. Tabi ki Kayseri’den vakumlu olarak aldığım ve evde sadece kaynar suya atarak pişirdiğim mantı.
Kaşık-la’nın kendine özel tatlısı Necmiye Hanım Tatlısı un, tahin, pekmez ile yapılan Nevzine Tatlısı benzeri bir tatlı ve üzeri bol fıstık ile kaplanmış. Biraz ağır bir tatlı ama mutlaka deneyin derim. Yukarıdaki tatlı fotoğrafını ben cep telefonum ile Kaşık-la’da çektim. Aşağıdaki fotoğrafı internetten alıp, bilmeyenler için Necmiye Hanım Tatlısının nasıl bir tatlı olduğunu göstermek için sayfaya koydum. Her şehrinde, bölgesinde harika tatları saklayan Türkiye’nin en güzel mutfaklarından biri olan Kayseri’nin tadı damağımda kalarak bir sonraki Kayseri seyahatimi dört gözle bekliyorum.

(Bu fotoğraf internetten alınmıştır)

May 21, 2011. ana yemek, Türk mutfağı, yöresel tatlar. Leave a comment.

Cağ Kebap ve Kadayıf Dolması- Erzurum


Herkese bir hafta aradan sonra merhaba. Mart ayından beri her hafta iş gezileri nedeniyle İstanbul dışında olduğumdan blogumu güncellemem ve sizleri ziyaret etmem çok aksadı. Her hafta Türkiye’nin başka bir bölgesinde çeşitli şehirlerde olup, haftasonu İstanbul’a dönmek ve buradaki işlerimi toparlamak blogumla ilgilenmemi engelliyor. 3 ayda tam 31 şehire gittim bu şehirlerde yerel yemekler hakkında fırsat buldukça bilgi sahibi olup, yerel tatları yerinde tatmaya çalıştım. Geçen hafta en son gittiğim şehir Erzurum’du. Erzurum’a gidince tabi ki yapılması gerekeni yapıp Erzurum’un meşhur Cağ Kebabını ve Kadayıf Dolmasını tattım.(Cep telefonum ile çektiğim ve ne yazık ki çok net olmayan fotoğrafları sizinle paylaşmak istiyorum)

Cağ kebabı, ‘yatık döner’ olarak da bilinen, yağlı kuzu budundan yapılan bir çeşit kebaptır. Erzurum ve Artvin’e ait olan Cağ kebabı, önceden terbiye edilmiş etin yatık bir şiş üzerinde odun ateşi eşliğinde pişirilmesiyle hazırlanır. Cağ adı verilen şişler kullanılarak servis yapıldığından bu adı almıştır. Servisi, yine yöreye özgü lavaş ekmeği ile beraber yapılır. Birçok yerde, yanlış olarak ‘çağ kebabı’ şeklinde telaffuz edilmektedir Hazırlanması ustalık gerektirir. Malzemeye soğan, karabiber eklenir. Et yatık biçimde odun ateşinde pişirilir. Döner bıçağı ile birer porsiyon kesilip ızgara üzerine alınır. Burada et biraz daha pişirilir. Lavaş ekmekle servis yapılır. Ayrıca yanında yöresel ayran ya da şalgam tüketilmektedir. (Kaynak: Vikipedi)
Erzurum’da Cağ Kebabı denilince akla “Meşhur Tortum Koç Cağ Kebap” geliyor. Sahibi Kemal Koç olan ve Cağ Kebabın patentini elinde bulunduran bu salon Erzurum’a gelen ünlüleri ağırlamakla meşhur. Salonun duvarları buraya gelen ünlülerin fotoğrafları ile dolu. Duvarlarda ayrıca en fazla sayıda Cağ Kebabı yiyen müşterilerin fotoğrafları da asılı. Salonda Cağ Kebabından sonra sofraya yine Erzurum’un özel tatlarından Kadayıf Dolması geliyor. Kadayıfın içerine bolca ceviz konulup, sarılarak yağda kızartılan, ardından da şerbete batırıldığında afiyetle yenmeye hazır olan bu tatlı biraz ağır bir tatlı ama yine de yenilmesi gerekiyor.
Yolunuz Erzurum’a düşerse mutlaka “Meşhur Tortum Koç Cağ Kebap” a uğrayın ve kebap ile Kadayıf Dolmasını yiyin belki de en fazla Cağ Kebap yeme rekorunu kırarsınız ve sizin de fotoğrafınız rekor kıranların arasına asılır.
AFİYET OLSUN

May 14, 2011. geleneksel tatlar, Türk mutfağı, yöresel tatlar. Leave a comment.

Tepside İçli Köfte

Herkese güzel bir hafta dilerim. Geçtiğimiz hafta Antep, Urfa, Mardin, Adıyaman, Diyarbakır ve Adana’yı kapsayan birhaftalık iş gezisi nedeniyle sizlerden uzak kaldım ama şimdi tekrar beraberiz. Bu güzel bölgenin en sevdiğim tatlarından biri içli köftedir. Bu güzel tadın gittiğim her şehirde farklı şekilde ve pişirme yöntemleriyle yapıldığını gördüm ve hepsi de çok güzeldi. İçli köfte yapmaya hiç cesaret edemedim ama eninde sonunda deneyeceğim. Bugün yöresel lezzetlerde her zaman en beğendim bloglardan biri olan Sevgili Hilal’in Sağlıklı Mutfak blogunda gördüğüm tepsideki şeklini yaparak haftaya başlamak istedim. Tarifin orjinalini burada bulabilirsiniz.
Dış malzeme:
2 su bardağı ince bulgur
200gr yağsız kıyma
1 adet soğan
1yemek kaşığı salça
1 yumurta
Tuz
İç malzeme:
250gr az yağlı kıyma
1 adet soğan
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz
1 yemek kaşığı sıvı yağ
Tuz
Yarım çay kaşığı Karabiber
Yarım çay kaşığı Tarçın
Hazırlanışı:
Dışı:
Bulgur, ufak yemeklik doğranmış soğan,tuz ve yumurta karıştırılır ve 5dk yoğrulur. Kıyma ve salça ilave edilerek yoğrulmaya devam edilir. Yoğurma esnasında 1,5 su bardağı su kademeler halinde bitene kadar eklenir. Bulgur o suyu tamamen çekecektir. Yaklaşık 5 dk yoğrulur. İç malzeme hazırlanana kadar dinlendirilir.
İçi:
Kıyma 1 yemek kaşığı sıvı yağ ile suyunu çekene kadar kavrulur, soğanlar üzerine eklenir ve pembeleşene kadar pişirilir. Cevizler taneli olacak şekilde robottan geçirilir ve tuz, karabiber, tarçın ile birlikte kıymaya ilave edilir. Ocağın altı kapatılır.Bulgurlu hamur eşit 2 parçaya bölünür. Yuvarlak bir tepsiye yarısı bastırılarak yayılır. İç malzeme ortasına serilir. Kalan hamur da üstüne dikkatlice serilir ve üst kısmı biraz ıslatılır. 180 derecede fırında kızarana kadar pişirilir. Pişirmeye başladıktan 15dk sonra fırın kapağı açılarak üzeri tekrar ıslatılır(2 yemek kaşığı su ) ve pişirmeye devam edilir. Üzeri kızardığında fırından alınır. Üzerine bir bez örtülerek 10-15dk dinlendirilerek dilimler halinde servis yapılır.
AFİYET OLSUN

March 21, 2011. ana yemek, geleneksel tatlar, Türk mutfağı. Leave a comment.

Tepside İçli Köfte

Herkese güzel bir hafta dilerim. Geçtiğimiz hafta Antep, Urfa, Mardin, Adıyaman, Diyarbakır ve Adana’yı kapsayan birhaftalık  iş gezisi nedeniyle  sizlerden uzak kaldım ama şimdi tekrar beraberiz. Bu güzel bölgenin en sevdiğim tatlarından biri içli köftedir. Bu güzel tadın gittiğim her şehirde farklı şekilde ve pişirme yöntemleriyle yapıldığını gördüm ve hepsi de çok güzeldi. İçli köfte yapmaya hiç cesaret edemedim ama  eninde sonunda deneyeceğim. Bugün yöresel lezzetlerde her zaman en beğendim bloglardan biri olan Sevgili Hilal’in  Sağlıklı Mutfak blogunda gördüğüm tepsideki şeklini yaparak haftaya başlamak istedim. Tarifin orjinalini burada bulabilirsiniz.

Dış malzeme:
2 su bardağı ince bulgur
200gr yağsız kıyma
1 adet soğan
1yemek kaşığı salça
1 yumurta
Tuz
İç malzeme:
250gr az yağlı kıyma
1 adet soğan
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz
1 yemek kaşığı  sıvı yağ
Tuz
Yarım çay kaşığı Karabiber
Yarım çay kaşığı Tarçın
Hazırlanışı:
Dışı:
Bulgur, ufak yemeklik doğranmış soğan,tuz ve yumurta karıştırılır ve 5dk yoğrulur. Kıyma ve salça ilave edilerek yoğrulmaya devam edilir. Yoğurma esnasında 1,5 su bardağı su  kademeler halinde bitene kadar eklenir. Bulgur o  suyu tamamen çekecektir. Yaklaşık 5 dk yoğrulur. İç malzeme hazırlanana kadar dinlendirilir.
İçi:
Kıyma 1 yemek kaşığı  sıvı yağ ile suyunu çekene kadar kavrulur, soğanlar üzerine eklenir ve pembeleşene kadar pişirilir. Cevizler taneli olacak şekilde robottan geçirilir ve tuz,  karabiber, tarçın  ile birlikte kıymaya  ilave edilir. Ocağın altı kapatılır.
Bulgurlu hamur eşit 2 parçaya bölünür. Yuvarlak bir tepsiye yarısı bastırılarak yayılır. İç malzeme ortasına serilir. Kalan hamur da üstüne dikkatlice serilir ve üst kısmı biraz  ıslatılır. 180 derecede fırında kızarana kadar pişirilir. Pişirmeye başladıktan 15dk sonra fırın kapağı  açılarak üzeri tekrar ıslatılır(2 yemek kaşığı su ) ve pişirmeye devam edilir. Üzeri kızardığında fırından alınır. Üzerine bir bez örtülerek 10-15dk dinlendirilerek dilimler halinde servis yapılır.
AFİYET OLSUN

March 21, 2011. ana yemek, geleneksel tatlar, Türk mutfağı, Uncategorized. 2 comments.

Kuru Patlıcan Dolması

Herkese güzel bir hafta ve Pazartesi dilerim. Her sebzeyi sadece mevsiminde tüketmeyi seviyorum ve buna mümkün olduğunca bağlı kalmaya çalışıyorum. Hemen hemen her sebze ve meyve artık tezgahlardan hiç kalkmıyor ama ben inatla mevsimi dışında onları tüketmemeye ve soframa koymamaya özen gösteriyorum. Bu nedenle özellikle kurutulmuş domates, kuru patlıcan ve çiçek bamya kışın soframdan hiç eksik olmazlar. Güneydoğu mutfağının nefis tatlarından olan kuru patlıcanın etlisi de zeytinyağlısı da bizde çok sevilir. Bugün etlisinin tarifi var afiyet olsun.
Malzemeler:
20 adet kuru patlıcan
350 gr. kıyma
yarım su bardağı pirinç
2 adet kuru soğan
2 yemek kaşığı salça
tuz
karabiber
kuru nane
sumak
nar ekşisi
zeytinyağı

Hazırlanışı:
Kuru patlıcanlar yıkanır ve altı kapatılmış kaynar suda 5 dak. bekletilirler. Diğer tarafta bir kapta kıyma, ince ince doğranmış kuru soğan, 1,5 yemek kaşığı salça ve miktarı ağız tadına göre ayarlanan tuz, karabiber, kuru nane, sumak ve nar ekşisi(ekşisi ne kadar bol olursa tadı o kadar güzel oluyor bu nedenle nar ekşisi ve sumağı bol koyuyorum) konulur ve hepsi karıştırılıp yoğurulur. Hazırlanan iç kaynar sudan çıkarılıp süzülmüş patlıcanların içine doldurulur. Patlıcanın tamamı doldurulmaz ve ağız kısmında pay bırakılır. Ağız kısmı elle kapatılır. Tencereye patlıcanlar yatay şekilde ve bir tanesinin ağız kısmı diğerinin alt kısmına gelecek şekilde yerleştirilir.(Ağız kısımları bu şekilde yerleştirilip açılmaları önlenmiş olur. Piştikten sonrada ağızlarının kapalı olması gerekir) Tüm patlıcanlar bu şekilde dizilirler ve yarım kaşık salça, nar ekşisi, zeytinyağı ve bir miktar su karıştırılıp üzerlerine dökülür.(Patlıcanların yarısına gelecek kadar su konulur) Üstüne bir kapak kapatılır ve pişmeye bırakılır. Pişince servis tabağına alınan dolmalar yoğurt ile servis edilir.
AFİYET OLSUN.

February 20, 2011. ana yemek, dolma, geleneksel tatlar, makarna, Türk mutfağı. 41 comments.

Aşure

Herkese merhaba ve hayırlı Cumalar. İki haftadır çok yoğun bir iş tempom vardı. Geçen hafta şirketimin 90 kişilik bir toplantısını ve dün de 650 kişilik Personel Toplantısı, yemeği ve gece eğlencesini organize ettim. Bu nedenle bu iki haftadır sizleri fazla ziyaret edip, gezemedim. Ama bugün itibari ile iş hayatım normal seyrine girdi. (benim işimin hiç normal seyri yok ama neyse)artık sizleri tek tek ziyaret edip, yaptığınız cicilere bakacağım. Bu arada Ankara ve Kayseri’den beni izleyenlere (dün görüşme fırsatım oldu) ayrı selam gönderiyorum. Ankara’dan sevgili İkizlerin Annesi Özlem selamını aldım sana da sevgilerimi gönderiyorum. Bugün biliyorsunuz benim tatlı günüm ve tam zamanı olduğu için aşure tarifimi yayınlıyorum. Afiyet olsun.
Malzemeler: ( 10 kişilik)
2 su bardağı aşurelik buğday
450 gr. toz şeker
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kuru fasulye
1 çay bardağı pirinç
yarım çay bardağı kuş üzümü
yarım çay bardağı çam fıstığı
yarım çay bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
1 çay bardağı kuru kayısı
1 çay bardağı kuru incir
yarım çay bardağı badem
1 yemek kaşığı buğday nişastası
süslemek için:
Nar
kuş üzümü
çam fıstığı
Hazırlanışı:
Aşurelik buğday bir gece önceden suya konulur. Nohut, fasulye, kuru üzüm ve kuş üzümü de bir gece önceden suya konulur. Ertesi gün suda bırakılan tüm malzemeler bir taşım kaynatılır. Geniş bir tencereye buğday ve diğer kaynatılan mazlemeler konulur. Üzerini geçecek sıcak su ilave edilir ve kısık ateşte pişirilir.(Buğdayların iyice ezilmeleri ve diğer bakliyatların iyice yumuşaması gerekir)Pişme sırasında gerekirse sıcak su ilave edilir. Pişmesine yakın küçük küçük doğranmış incir, kayısı, pirinç, çam fıstığı ve bademler eklenir ve hepsi yumuşayıncaya kadar pişirilmeye devam edilir. Ayrı bir kapta buğday nişastası suda eritilir ve yavaş yavaş karıştırılarak tencereye eklenir. Son olarak tencereye toz şeker konulur bir taşım kaynatıldıktan sonra altı kapatılır. Kaseler pay edilen aşure biraz soğuduktan sonra üzeri kuş üzümü, çam fıstığı ve nar taneleri ile süslenir ve iyice soğuduktan sonra servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

December 23, 2010. tatlı, Türk mutfağı. 27 comments.

İncir Teleme

Bugün sizlere yine yerel bir tarif vermek istiyorum. Samsun -Bafra yöresine ait olan bu tatlı ilk defa denendiğinde ağızda değişik, mayhoş bir tat bırakıyor. Son derece hafif ve gerçekten değişik bir tatlı. İlk defa yediğimde ilk iki kaşıkta tatlıyı pek sevmedim daha doğrusu ne olduğunu tam anlayamadım ama iki kaşıktan sonra çok hoşuma gitti. Yapımı çok kolay olan kuru incir ve sütten oluşan bu tatlıyı hiç denemediyseniz mutlaka deneyin(ilk iki kaşıkta bırakmadan) derim. Yarın sabah 6 uçağıyla iş nedeni ile Antep’e uçup, Antep, Adana ve Antalya’da bulunup, Cuma gecesi döneceğim için şimdiden sizlere iyi hafta sonları dilerim. Cumartesiye görüşmek üzere hoşcakalın.
Malzemeler(5 kişilik)
Yarım kg süt
10 adet kuru incir
Hazırlanışı:
Süt tencereye konulur ve ısıtılır.(sütü sakın kaynatmayın sadece ısıtın. Kaynatırsanız incir içine konulduğunda süt kesilir) İncirlerin sap kısımları kesilir, hepsi küçük küçük doğranır. Doğranmış incirler ve ılık süt blendera konulur ve 2 dakika karıştırılır. Karışım kaplara dökülür, buzdolabında soğutulmaya bırakılır. Soğuyunca soğuk olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

September 14, 2010. geleneksel tatlar, tatlı, Türk mutfağı. 25 comments.

Hünkar Beğendi

Patlıcanın en yakıştığı yemeklerden biri de Hünkar Beğendi’dir. Bayramda konuklarıma yaptığım bu yemeği sizlerle paylaşmak istedim. Afiyet olsun.
Malzemeler:(4 kişilik)
500 gr. kuşbaşı et
2 patlıcan
1 soğan
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı tereyağı
1,5 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı salça
tuz
karabiber
yarım çay kaşığı tarçın
1 çay bardağı sıcak su
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Küçük küçük doğranmış soğan zeytinyağında çevrilerek kavrulur. Kuşbaşı etler eklenir ve iyice kavrulana kadar çevrilir ve salça eklenir.1, 2 dakika hepsi karıştırılarak pişirilir. Tuz, karabiber, tarçın ve sıcak su eklenir. Suyunu çekene kadar pişirilir. Patlıcanlar közlenip, kabukları soyulur.Çatalla ezilerek püre haline getirilir. Bir kapta teryağı eritilir, un eklenir karıştırılarak kavrulur. Patlıcan püresi eklenir, karıştırılır. Süt ilave edilir ve hepsi karıştırılır iyice helmeleşince tuzu eklenir biraz daha karıştırılıp, ocaktan alınır. Beğendi servis tabağına alınır ve üzerine et konulup sıcak olarak servis edilir.
AFİYET OLSUN

September 13, 2010. et, geleneksel tatlar, Türk mutfağı. 32 comments.

Vişneli Kebap

İstanbul Kadıköy’de oturan herkesin bildiği meşhur Çiya Lokantası vardır. Burada yöresel tatlar çok güzel yapılır ve her mevsimin kendine özgü yemekleri (yeni dünya kebabı gibi) mevsiminde müşterilere sunulur. Vişne zamanı oraya gidip mutlaka bu kebabı yerim. Değişik tatlara açıksanız, et ile meyvanın birleşimi, ekşinin aroması hoşunuza gidiyorsa bu yemek tam size göredir. Vişne zamanı geçmeden bu kebabı yapıp, sizlerle paylaşmak istedim.
Malzemeler:
Yarım kilo köftelik kıyma
250 gr vişne
3 adet tırnak(kebapçı) pidesi
1 tatlı kaşığı salça
1 adet kuru soğan
1 su bardağı vişne suyu
zeytinyağı
1 limonun suyu
tuz
karabiber
yeni bahar
yarım demet maydonoz
Hazırlanışı:
Kıyma tuz ve karabiber ile karıştırılıp, iyice yoğurulur. Hazırlanan harçtan küçük parçalar koparılıp avuç içinde top şeklinde yuvarlanır ve köfteler hazırlanır. Bir tencerede kızdırılmış zeytinyağının içine küçük küçük doğranmış soğanlar eklenir ve birlikte kavrulur. Salça eklenir ve beraber karıştırılır. Köfteler bu karışıma eklenir ve hafif hafif karıştırılarak kavrulur. İçine bir bardak vişne suyu, limon suyu, tuz, karabiber ve yenibahar eklenir ve hepsi beraber pişirilir. Köfteler iyice pişince yıkanmış, sapları ayıklanmış vişneler(ben vişnelerin çekirdeklerini çıkarmadan koyuyorum şekilleri daha güzel oluyor isterseniz çekirdeklerini çıkarıp da koyabilirsiniz.) köftelerin üzerine eklenir ve 1, 2 dakika beraber pişirilir, ocağın altı kapatılır. Pideler küçük küçük doğranır ve tabağın altına dizilir. Üzerine köfte ve vişneler konulup, suyu ilave edilir üzerine doğranmış maydonoz serpilir ve sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

September 1, 2010. kebap, Türk mutfağı. 23 comments.

Next Page »